Home / Köşe Yazıları / Mimarlık Tarihi
Mimarlık tarihi

Mimarlık Tarihi

Mimarlık Tarihini Kısa Bir Analiz

Mimarlık tarihini okumaya veya araştırmaya başladığınızda köklerinde atalarımızı hatta ilk insanları bulursunuz. Dünyanın neresine giderseniz gidin her şeyin temelini Afrika’ya dayanıyor.

mimarlık tarihi


Akıllı insan dediğimiz Homo Sapiens türü canlıların bir çok özelliğini yıllardır inceliyorum ancak ilk defa mimari araştırmaların sırasında Homo Sapienslere rastladım. Çokça garip gelen bu anı sorguladığımda mimarlık denilen şeyin temelinin barınma ihtiyacından doğduğunu düşündüğümüzde bu durum çok da garip gelmemeye başladı, yine de mimarlık denilince akla olağan üstü binalar ve büyüleyici etki bırakan mekanlar geldiğinin farkındayım. Tam da burada konuyu çok net olarak ikiye ayırmak istiyorum Rönesans öncesi mimari ve sonrası mimari. Kesin olan bu ayrımı yapmadan önce şu açıklamayı sizlerle paylaşmalıyım mimari dediğimiz şey eskiden taş ustalarının tekniklerini binalara yansıtmasıyla ortaya çıkmış yapılar iken “Modern” anlamda mimari ise daha sanatsal ve felsefik akımlardan etkilenmiş mimarların ortaya çıkardığı “İnşaat ve statik” gibi temel taşıyıcı sorunlardan ayrılan bir kavram olarak karşımıza çıkacak. Gelin bunları kısaca ve basitçe ele alalım.

Kerpiç Kent : Şibam Yazısı İçin Tıklayın

Rönesans Öncesi Mimarlık Tarihi

mimarlık tarihi

Biraz önce de bahsettiğim gibi taş ustalarının hakim olduğu ve henüz bizim anladığımız anlamda “mimarlığın” doğmadığı zamanlara götüreceğim sizi. Avrupayı ve daha sonra dünyayı etkileyen bu akım, Rönesans, öncesinde dünya birbirinden kopuk akıl,sanat ve felsefeden uzakta yaşarken mimarlık da dünyanın etkisinde bu kavramlardan uzakta yaşamına devam etmekteydi. Günümüzde bildiğimiz anlamda bir mimar yada inşaat mühendisi ayrımı yoktu. Taş ustaları taşa sekil verip yapıları oluşturuyor kendi teknikleriyle yapıları oluşturuyordu.

Mimari ve inşaat sektörü iç içe ilerlerken matematik alanındaki gelişmeler günümüzde inşaat mühendisliğini etkilerken, felsefe alanındaki gelişmeler ise mimariyi etkilemekteydi. Rönesans dönemindeki “düşünsel” aydınlanmaya kadar bu iki konu iç içe devam etti. Yapışık ikiz gibi gelişen bu iki ayrı alan dinin etkisiyle kiliseleri oluşturdu. Dünyadaki yapı -yapı demeyi tercih ediyorum çünkü heniz mimari ve inşaat diye ayrılmıyor- tarihine baktığımızda bu alana yön veren dinsel inançlar olduğunu görmekteyiz. İnşaata yön veren bu şaşalı kiliselerin kubbelerinin orada nasıl duracağı sorunu iken mimariye yön verenin ise kiliseye giren insanın bu yapının içinde nasıl dinsel ve ruhsal etkiye ulaşacağı idi. Mimarlık Tarihini ele aldığımız bu yazıda Rönesans öncesi dönemi çok ama çok kısaca böyle özetleyebiliriz.

Rönesan Dönemi Mimarlık

Mimarlık tarihinde kaybolurken belkide kırılma anının Rönesan dönemi gelişmeler oldğunu göreceksiniz. Tüm Dünya’da büyük etkiler uyandıran ve İstanbul’un fethi ile İtalya’da başlayan bu akım düşüncesel anlamda tüm akılları zaman içinde etkilemiştir.

mimarlık tarihi

Floransa Katedrali

Rönesans döneminde birçok mimar bu düşüncesel ve felsefik akımlardan etkilenerek yapılarına değer ve sanat katmaya başlarken modern anlamda mimarinin doğmasına da temel oluşturmuşlardır. Gelişen matematik ve geometri ile bu dönemde inşaat ve statik yavaş yavaş “modern” anlamıyla anladığımız mimarlıktan ayrılırken, mimarların yarattığı statik sorunlara derinlemesine çözüm aramaya başlamıştır. Şu anda iki ayrı teknik gibi gözükselerde birbirleri ile iç içe olan ve günümüzde derin çatışmaların içine giren bu iki mühendislik dalı Rönesans dönemi ile ayrılıklarına başlamışlar, Rönesans dönemi mimarları farklı akımlar ve arayışlar içine girmiştir dinin etkisinden kurtulan akıl, yapılara da yansımış daha özgür ve sanatsal konutlar,endüstri binaları ve şehirler ortaya çıkmaya başlamıştır.

Betonlaşan Dünya Yazısı İçin Tıklayın.

Modern Mimari

Modern mimari dediğim her yerde modern kelimesini tırnak içine aldım çünkü mimari artık taş ustaları gibi düşünen yada binanın ayakta durabilmesiyle ilgilenen akıl ve düşünce yapısından, kısacası inşaat tekniklerinden kurtulmuş; sanatsal, düşüncesel ve duygusal etkilerle ilgilenir oldu. Modern anlamda anladığımız mimari Rönesans sonrasında ortaya çıkıp hala kendini farklı kavramlar ve sorunlardan kurtarmaya çalışan, ekonomik ve ruhsal etkilerle savaşan bir “sanat” eseri olarak karşımıza çıkmakta. Tüm bu etkiler içinde yer bulmaya çalışan “modern” mimari çevre, akıl ve kapitalizm arasında diğer tüm sanatsal eserler gibi ezilmiş durumda.

mimarlık tarihi

Mimarlık tarihini kısaca ve basitçe ele aldığımız tüm bu süreçte mimarlar birer taş ustasından çok şehir sanatçılarına dönüşmüş durumda. Ülkemiz mimarlık tarihini ele alacak olursak zaman zaman bir şeyler söylemek mümkün olsa da şu anki fikirlerimle çok da çok da bir ” mimarlık tarihi ” gibi bir şeyden söz etmem mümkün değil. Tüm bu öğrendiklerimin nihayetinde mimarları gördüğünüzde onları “yürüyen dolar” olarak bakmak veya müteahitlerin, mimarları zevksiz ve sizin paranızı çalan, işlevi olmayan binaları çizmesine zorlamak yerine daha ucuz ama kaliteli sanatsal ve şehrin silüyetini değiştiren birer sanatçılar gibi görmenizi tavsiye ederim.

Tüm bu sürecin sonunda ise benim akılımı ve bakış açımı değiştiren tüm yaşamıma şekil ve yön veren biricik mimarıma teşekkürü bir borç bilirim….

Hakkında Mert Can Derin

Yazılımcı,teknoloji ve kozmoloji meraklısı bir adam.

Benzer Haberler

betonlaşan dünya

Betonlaşan Dünya

Betonlaşan Dünya Son zamanlarda derinlemesine düşündüğüm konulardan birisi de betonlaşan Dünya…. Çocukken dünya fotoğraflarına baktığımda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.