Gelecek Hepimize İşsizlik Mi Getiriyor ?

0
81

Hepimiz teknolojiyi severiz ne kadar önce ona karşı olsak da farkında olmadan hayatımızın bir parçası olur ve değerini yokluğunda anlarız. Bir anlığına hayal edin atmler, cep telefonları ve en önemlisi internetin olmadığını… sanırım bu ne kadar hayatın bir parçası olduğunu anlatmaya yeterli

Geleceğe gitmeden önce geçmişe bakalım isterim, bakalım ki geleceğimize yön verebilelim hepimiz 50-60 ve 70 kuşağını düşünsün yani annelerimizi babalarımızı şimdi onlara basit bir soru sormanızı istiyorum “çocukluklarında ellerindeki bir cihazla gezegenin başka bir ucundaki insanla görüntülü konuşmayı hiç hayal etmişler mi ?”  muhtemelen cevapları “hayır” olacaktır. O zaman şu an hayal edemedikleri bir gelecekte yaşadıklarını söylemek yanlış olmaz.

Şimdi isterseniz hayal edebildiğimiz geleceğe doğru bir yolculuğa çıkalım önce yakın gelecekle sonra da uzak gelecekle ilgili tahminlerimi sizlerle paylaşayım. Tahminlere başlamadan önce “kuşak farkı” yada “kuşak çatışması” dediğimiz kavramı ele almak ve yeniden düzenlemek istiyorum. Eskiden kuşak farkı 20-25 yıl gibi bir sürede oluşurken şimdi bu fark 10 yıl gibi bir süreye indirgemek mümkün, zira teknoloji 10 yılda öyle değişimler gösteriyor ki sizin çocukluğunuzda internet yayıncılığı ve telefon bu kadar yaygın değilken sizden 10 yaş küçük bir çocuk sizin “yeni” dediğiniz teknoloji ile büyüyor ve aklı da fikirleri de ona göre programlanıyor.

Gelecek hiç de hayal ettiğimiz gibi gelmeyecek ancak onun için endişelenmenize gerek yok o zaten yeterince hızlı geliyor. Telefonlardan artık binlerce liralık eşyalar alıp satabiliyoruz, dünyanın diğer ucundaki şirketlerden hesap açıp onlara yatırım yapabiliyoruz ve en önemlisi bunları ekrana 3-5 dokunma işlemiyle yapabiliyoruz. Peki günlük hayatımızda o kadar işimizi ekrana dokunarak yapabilirken insanların bu noktada ne önemi var ? daha ağır bir soruyla eskiden “veznedar” dediğimiz insanlardan hangisiyle konuşuyoruz ? o halde bu insanlar gelecekte ne iş yapacak ?

Geleceğe dokunurken insanı ele almamız gerekiyor. Yazılımcılar bir çok insandan daha hızlı çalışan sorun çıkarmayan kod satırları yazmaya devam ediyor. Örneğin bir yatırımcıya, yazılım aracılığı ile risk analizlerini sunabilir, bir şirkete müşterilerinin alışkanlıklarını söyleyebilir yada telefonunuzdaki yapay zeka sayesinde gününüzü programlayabilirsiniz. Bu noktada bankacılar, sekreterler, veznedarlar, memurlar kısacası üretmeyen sadece bir dişlinin parçası olarak görev yapan insanların yerine o işleri yapan yazılımları koyduğumuzu düşünün… Yakın geleceğimizde bunlar olacak peki bu insanlar ne yapacak ? hangi alanda işlerde çalışacak ? Açıkcası bunlar kendini “bilim insanı” olarak gören iktisatçıların sorunu !

Şimdi bu durumda biz bireyler ne yapabiliriz ? cevabı çok basit üretmeliyiz.. Teknoloji bir çok kolaylık sunarken bizim eğitim sistemimiz hala kod yazmayı öğrencilere öğretmiyor ve geleceğe değil geçmişe öğrenci yetiştiriyoruz. Eğer gelecekte kendimize yer edinmek istiyorsak bakış açımızı değiştirmeliyiz. Fiziki dünyada dükkan açarak para kazanma dönemleri artık sanal ortamda “dükkan” açarak para kazanmaya doğru evrildi. Sistemin ve ailelerimizin bizlere dayattığı işler ve dünya geride kaldı. Geleceğe bakmalı, üretmeli, hayal etmeliyiz. Bunları yaparken kendi alışkanlıklarımızı gözden geçirmeliyiz, internetten bir t-Shirt alıp giydiğimizi, yemeğimizi internetten söylediğimizi, televizyonumuzu internetten izlediğimizi ve internetten öğrendiğimizi unutmamalıyız.

Yazımın sizi umutsuzluğa değil geleceğe dört elle sarılmaya teşvik ettiğini unutmayın. Bize öğretilen tavsiye edilen ve dayatılan her şey geçmişte kaldı. Evrenin en önemli kanununu aklınızdan çıkarmayın “doğal seleksiyon” ! tüm canlılar her zaman neslini devam ettirmek ister ve bunu yaparken güçsüz olanı, zayıf olanı yok eder. Yok olmayın, var edin ! Aklınızla, hayallerinizle ve en önemlisi de üreterek !

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here